Kabul edilen ve yaygın BDSM ilişkileri, elbette taraflar arasında konuşularak sınırları belirlenmiş olandır. Ortmann ve Sprott (2013), tarafların rıza göstererek bilinçli bir şekilde kabul etmelerinin BDSM'yi tacizden ayırdığını belirtirken "benzer terimler olan rıza ve izin, kabul edenin bu dinamik içinde onayladığı bir sürecin parçası olduğunu anlaması" (s. 75) şeklinde özetleyerek konuya açıklık getirir. Yine aynı kaynakta BDSM'nin sadizm ve mazoşizm tarafında patoloji* ile ilişkili olduğuna dair gelişmiş yaygın inançlara bir tepki olarak SSC (safe, sane, consensual) gelişimi tartışılır. Dahası, Tuscott (Downing, 2007), BDSM yaşam şeklini benimseyenlere karşı, toplumun diğer kesimlerinden en sık yapılan suçlamanın, "şiddet" uygulandığı yönünde olduğudur. Şiddetin dayanaklarının da öncelikli olarak psikopatolojinin popüler sosyal söylemlerine dayandığına dikkat etmek önemlidir. Bu nedenle BDSM'yi tartışırken, bu hayat şeklini benimseyen insanların başlangıç noktalarının psikolojik istikrar, rıza ve güvenlik olması ve dolayısıyla ilişkinin temelinde SSC'nin bulunması şaşırtıcı değildir.

SSC'nin yaygın olarak kullanılmasına rağmen, bazı BDSM uygulayıcıları sonunda SSC'nin, daha yüksek fiziksel ve psikolojik risk içeren, daha etkin uygulama biçimlerini kısıtlanacağını ve aynı formal* yapının içinde bir noktada tıkanarak yeni arayışlara başlanabileceğini anlamaya başladı. Risk, elbette görecelidir ve bireylere göre değişebilir. Mesela bir formüla pilotu, yüksek hızda aracı viraja sokabilirken pek çok sürücü bunu neredeyse güvenle yapamaz. Benzer şekilde BDSM ilişkileri, fiziksel ve psikolojik kapasiteleri ve tercihleri ​​bakımından çeşitlilik göstermektedir.

1. GENEL BAKIŞ

4C Kavramı bu yazının bir kısmını alıntılayarak aktardığımız Williams, Thomas, Prior, & Christensen tarafından, akademik bir makale olarak 2014 yılında “Electronic Journal of Human Sexuality” de yayınlanmıştır. 

RACK kavramı “Origin of RACK: RACK vs. SSC” adlı makalesiyle Garry Switch tarafından 2000 yılında, SSC kavramı ise ilk kez (Slave) David Stein tarafından 2002 yılında “Safe Sane Consensual” The Making of a Shibboleth isimli bir makale ile hayatımıza girmiştir.

Bu genel ve en bilindik "razı olma" eylemini içeren kavramların dışında, aslında bu makalede değinmek istediğimiz bir kavram daha mevcut: “Process (Negotiation, Limit Setting, Revocable Consent, Aftercare, Pitagora, (2013))”. Fakat gerek zaman gerekse araştırma gerektirdiği için bu konuyu geçeceğiz.

Richard von Krafft-Ebing'in (1886/1978) metni Psychopathia Sexualis (Cinselliğin Psikopatolojisi) zamanından beri, BDSM'nin temelinin psikopatoloji tarafından motive edildiği varsayılmıştır. Araştırmacılar, BDSM'nin psikopatoloji tarafından açıklanamayacağını sürekli olarak göstermiştir (Connelly 2006; Cross & Sprott 2009; Kolmes, Stock, & Moser, 2007). Bazı bilim adamları, BDSM ilişkilerinin psikopatoloji ile ilgili olmadığını, sadece sağlıklı boş zaman deneyimi ve psikolojik durumlarla ilgisi olabileceğini kabul etmişlerdir (Newmahr, 2010; Taylor & Ussher, 2001; Williams, 2006; Wismeijer & Van Assen, 2013).

Bu değişimin ışığında ve genel olarak sosyal bilimlerde metodolojik bir strateji olarak, toplum temelli araştırmaların geliştirilmesiyle birlikte, heyecan verici yeni bir gelişme, (BDSM'de dahil olmak üzere) alternatif cinsel kimliklere sahip kişiler ve akademisyenler arasındaki resmi işbirliğidir. Alternatif Cinsellik Araştırmaları Topluluk-Akademik Konsorsiyumu (CARAS - The Community-Academic Consortium for Research on Alternative Sexualities, https://carasresearch.org ), 2005 yılında kurulmuştur ve topluluğa doğrudan fayda sağlayabilecek yüksek kaliteli bilgi üretmek için akademisyenlerin ve topluluk üyelerinin bilgi ve güçlerini birleştirmektedir (Sprott & Bienvenu II, 2007). Özellikle BDSM alanındaki projeleri, araştırmalarıyla konuya daha geniş perspektiften bakma olanağını sunuyor olmaları dolayısıyla, mutlaka çalışmalarına göz atmanızı tavsiye ederiz.

2. ETİK

Yunanca’dan Latince’ye geçen ethos sözcüğünden gelen “etik” kavramı, “bir halkın bir uygarlık sisteminin düşünce biçiminin kültürdeki” yansıması anlamına gelmektedir (Türkoğlu 2003). Bir başka tanıma göre etik, “belirli bir dönemde, belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının yasalarının ve ilkelerinin toplamı”dır (Bülbül 2001). 
Ahlakın bireysel yönü olduğu gibi aynı zamanda insanlar arasındaki ilişkileri düzenlemesi ve toplumsal yapıdan etkilenmesi itibarıyla sosyal yönü de vardır. Ahlâkî gelişim, bireyin davranışlarına yön veren, değer biçen, içinde yaşadığı toplumun kural ve değerlerini, kültürünü kazanması sürecidir. Bunun da ötesinde ahlak, teorik ve pratik yönleri ile bir bilim ve eğitim alanıdır. Çoğu kez birbirinin yerine kullanılan ahlak ve etik, ortak yönleri olan ve birbiri ile ilişkili olmalarına rağmen farklı kavramlardır. Ahlak üzerine düşünmeyi amaçlayan etik (ethic), felsefenin temel faaliyet alanlarından birisidir. Bu açıdan etik, ahlakın teorik yönünü ifade etmektedir (Ulisa Bülten,2016). Etik; insan ilişkilerinde, toplumsal, kültürel, siyasi, ekonomik, hukuki, bilimsel teknolojik vb. tüm alanlarda insanın tutum, davranış, eylem ve kararlarında belirleyici olan, hiç kimsenin dışında kalamayacağı ilke ve değerler bütünüdür. Etik, ahlaki açıdan kabul edilen bireysel, kurumsal ve toplumsal değerlerin tanımlanması ve bu değerlerin insan davranışlarının değerlendirilmesinde temel ölçü olarak kullanılması şeklinde tanımlanabilir (Seib ve Fitzpatrick 1997).

Ne SSC ne de RACK etik bir ilkedir. BDSM'de iyi seçimler ve tercihler yapmak için bilmemiz gereken temel konuları en iyi hatırlatan sloganlardırlar aslında. Hiçbir şey kesinlikle güvenli değildir ve sadece risklerin farkında olmak, almaya değip değmeyeceğine karar vermenize yardımcı olmaz. "Akıl" da göreceli bir terimdir ve kimin ne kadar akılcı olduğu ölçülemez. Hemen aşağıda göreceğimiz gibi, uyumluluk, etik ikilemlerin çözümü olmayıp bunun yerine, BDSM'de rızadan çok, rasyonel yöntemlerle oluşturulabilecek güvenin temeline dayanan daha modern ve etik açıdan tartışılabilir bir katman dizisinin (4C) incelenmesi yapılmıştır.

Başka bir eleştiri de "İnsanlar zarar görebileceklerini ve riskleri bildikleri halde neden BDSM'yi tercih ediyorlar?" gibi sorularla başlayandır. "BDSM'ye katılımların temel sebebi, zevk ve mutlulukla birlikte farklı bir cinsel deneyim yaşama arzusudur. Risk en başından aslında kabul edilmiş olmuyor mu? O halde, bunu neden etik / ahlaki bir açıdan tartışmak gereksin ki?" Bu noktada yine üzülerek kaçırdığımız ve ayrıştıramadığımız bir "zarar" olgusu yatıyor. Fiziksel yaralanmalar onarılabilir fakat psikolojik yaralanmalar kalıcı zararlar verebilir. Bu anlamda, BDSM bu haliyle bile etik olmasa da zarardan kaçınmayı temel ilke olarak benimser. Peki, etikten kaçınmamızın temeli nedir? Suçluluk hissinden korunmak mı? Yoksa gerçeklerle yüzleşmekten korkmak mı?

3. SSC'YE BAKIŞ

Güvenli / Safe : Riskin bilinçli bir şekilde benimsenmesi ve farkında olunması, "güvenli / safe" ile "daha güvenli / safer" kelimelerinin arasındaki farkı sorgulamamızı sağlıyor. Bu sorgulama sonucunda aslında kişiler arası dinamiklerde, riski tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı gerçeğini dile getirmemiz gerekiyor. 

Hiçbir şey tamamen güvenli değildir!. BDSM'yi güvenli bir alanla sınırlandırmak istiyorsak kırbaç yerine ıslak spagetti kullanalım.

Aklı Başında / Sane : Anlam olarak çok şey ifade etse bile, kim kendisi veya yaptıkları için "aklı başında olmadığını" kabul eder ki. Sözde "SSC" dinamiği içinde, yüksek ökçeli sivri topuklarla trample yapıldığı için ölen ve yaralananların olduğu gerçeği ve bu ilişkilerinde muhtemelen "sane" olduğu su götürmez gerçektir. İsimlendirmedeki makul hata ve mantık dışı tutumu her ne kadar eleştirsem de, bilinçli bir söylem olduğu kuramı üstünden bu çelişkili ifadenin anlamsız olduğunu da kabul etmek gerek. Yukarıda da belirttiğim gibi "Akıl göreceli bir terimdir ve kimin ne kadar akılcı olduğu ölçülemez."

Rıza Göstermek / Consensual : Rıza göstermek kısmı da bana kusursuz bir yapmacıklık geliyor. Bundan önceki yazılarımızda her ne kadar SSC'yi savunmuş bile olsak, şu anda bir öz eleştiri yapmanın da zamanı geldi bence. BDSM ilişkilerine başlamadan önce, hani şu meşhur kontrat var ya.. İşte onunla belirlenen sınırlar ve kırmızı çizgiler oldukça garip geliyor. Kırbaçtan hoşlanan birinin sınırları dahilinde olan "kırbaçlanmak" eylemi, aslında nasıl kırbaçlanacağını bilmeden "rıza göstermesini" mantıklı mı buluyoruz? Eylemin henüz gerçekleşmediğini göz önünde bulundurursak neye "rıza gösterildiği" saçma olmuyor mu?

Güçlü olan tarafın BDSM ilişkisinde her eleştiriye karşılık elinde bir koz olarak tutabildiği "Sen buna razı oldun" söylemi, durum ve çevre değişkenleri belirtilmeksizin, ilişki öncesinde alınmış rızaya gönderme yapması, aslında tek tarafı koruyan bir anahtar görevi görmekten başka bir işe yaramamakta ve ilişki dinamikleri içinde genellikle submissive / slave eğilimli taraflar zarar görmektedir. Ülkemizdeki "rıza göstermek" olgusunun yapısal anlamdaki eksikliği ve eleştirilmesinin kökeninde bulunan sorunlardan biri de budur.

4. CCCC' YE BAKIŞ (Consent, Communication, Caring, Caution)

İşte tam bu noktada, hem RACK, hem de SSC'de ortak katman olan "razı olmak / rıza göstermek (consent / consensual)" hatalı oluşturmuş ve yetersiz görünüyor. Bu yetersizliği açıklayabilmek ve anlamlandırabilmek için ortaya atılan "4C Yapısı (Framework)" bize daha tutarlı ve hatasız göründü.

4C katman dizilimi içinde "Razı Olmak / Consent" ilk sırada. Bu, hem RACK, hem de SSC' nin ortak kullandığı katman aynı zamanda.

Razı Olmak / Consent : Rıza kavramı, BDSM akademik araştırmalarının ve tüm popüler bakış açılarının merkezinde yer alıyor. Bu kavram, BDSM'nin bir çeşit savunması olarak mı, yoksa sadece yeni başlayanlara BDSM'yi şiddet ve diğer istismar türlerinden ayıran temel bir unsur olarak göstermek istenmesi mi? Bununla birlikte, rıza göstermenin bu merkezi rolüne rağmen - hem SSC hem de RACK'ın kısaltmalarında açık bir biçimde ifade edilen - rıza kavramının, belirsizlik ve çok fazla ihtiyaç duyulan netliğine ulaşamadığı, evrim geçiremediğini düşünüyoruz. Bazı akademisyenler de bu belirsizliğe işaret etmiş olsalar da (Barker, 2013), 4C'nin kısaltmasının bir parçası olarak "rıza göstermek", BDSM topluluğunun daha sofistike ve detaylı iletişim kurabileceği anlayışı üzerine temellendirilmiştir.

Rıza göstermenin temel sorunu, açık ve net olan evet / hayır gibi bir niteliğinin bulunmaması. İlişkilerde razı olan tarafların neye, nasıl ve hangi şartlarda rıza gösterdikleri ve rıza göstermedikleri şartlarda da (ki bu herkesin kabul ettiği bir şey değil) güvenli kelimeye başvurmaları. Güvenli kelimenin varlık amacı ne o halde? İşte bu fren pedalının olması bile SSC ve RACK ortak noktasının, hatta kilit noktasının kusurlu olduğunu gösteriyor. 

RACK bu sebeple neye rıza gösterildiğini, SSC karşıtı olarak ele almış ve risk farkındalığını da katmanlarına eklemiştir. Sınırları zorlamadan devam eden bir sürecin can sıkıcı yapısallığına karşı gelişen bu oluşumun, azımsanmayacak ve sıradanlığa evrilen BDSM deneyimlerinde artık risk almanın zamanının geldiğine inanan pek çok kişi bulunmaktadır.

Rıza göstermenin bu belirsiz durumu, 1990'larin sonu ve 2000'li yılların başında fark edilmiş ve "razı olmak" kavramına bir alt katman olarak; "surface consent (yüzeysel rıza)" eklenmiştir. O güne kadar razı oldukları için "evet" ve razı olmadıkları için "hayır" kullanan ilişki türlerinde fark edilen sorunun, "evetin evet demek ve hayırın da hayır demek" olduğunun anlaşılmasıydı. Oysaki kişi sadece "ilgileniyor" da olabilirdi. Bu sadece evet / hayır niteliğinin karşılamadığı tüm durumları da kapsayabilirdi.

İkinci bir rıza düzeyi, muhtemelen BDSM ilişkileri sırasında tarafların yapacakları uygulamaları konuşması / müzakere etmesi şeklinde gerçekleşebilir. Bu durumda bile yetersiz kalan "rıza göstermek" eyleminin, ilişki sırasındaki netsizliği bizi yukarıda belirttiğimiz "güvenli kelime" kullanılarak sınır çekilmesi meselesine getiriyor. Farz edelim ki, gıdıklıyorsunuz ve gıdıklayacağınızı da ilişki öncesinde müzakere ettiniz. Fiziksel olarak bu durum zarar veren bir eylem de değil. Ama partnerinizin güvenli kelimeyi kullanmasıyla işin rengi tamamen değişiyor. Buradaki durum zihinsel ve sinirsel faaliyetlerin sınırlarını zorlamak olduğu halde, fiziksel bir zarar görmeyeceğini bilerek gösterilen rızanın geri alınmasından başka bir durum değil aslında. Bu belirsizlik hiç bir sekansta aşılamayan, zorlandığı veya sınırları genişletmeye çalıştığınızda karşınıza engel olarak çıkan bir paradoks oluşturuyor.

Görüldüğü gibi, rıza göstermek hem SSC hem de RACK katmanları içinde dağınık ve çok geniş bir alana yayılmış vaziyette. Oysaki, daha nominal ve formal bir yapıda basit, anlaşılabilir ve net olması sağlıklı bir BDSM ilişkisi için zorunludur. Bu yüzden de hem SSC hem de RACK'ta eksik olan "iletişim / communication" 2.C katmanı olarak karşımıza çıkıyor.

İletişim / Communication : Nasıl tanımlandığına bakarsak: iletişim iki birimin arasında birbirleriyle ilgili mesaj alışverişini içeren bir süreçtir (Spencer ve Wilson, 1988). Bir diğer tanıma göre iletişim birey ya da bireyler arasında anlam(lar) yüklü simgeler gönderilmesi, alınması, işlenmesi, yeniden gönderilmesi, yeniden alınması, yeniden işlenmesi sürecidir (İnceoğlu, 1993). 

İletişimin daha sağlıklı olmasını sağlayan beceriler, etkili dinleme ve etkili tepki verme olarak özetlenebilmektedir. Bu beceriler; ayrıntılı olarak uygun sorular sorma, özetlemeler yapma, başka sözcüklerle tekrarlama, anahtar sözcüklerle tepki verme, karşısındakinin davranışını, sözlerini ve duygularını tanımlama ve uygun biçimde yansıtma; anlayıp anlamadığını sınama, etkili geri bildirim verme olarak sıralanabilmektedir (Coursen ve Thomas, 1989).

Etik felsefenin bir dalı olarak, insan ilişkilerine temel teşkil eden değerlerin ahlaki bakımdan iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olarak nitelendirilmesi ile ilgilenmektedir. Modern etik anlayışının bilgi-iktidar ilişkisine dayandığı ve bu iki kanadın birbirlerini tamamladıkları ileri sürülmektedir (Kodal, 2003, s.36-37).

BDSM ilişkisinde, partnerler kişisel sınırların tartışılmasını iyi bir iletişim kurmanın temeli olduğunun önemini kavrayarak (Scott, 1997), kişilerin farklı limitleri olduğunu ve bu limitlerin de zamana, mevcut duruma ve ruh haline göre değişebildiğini anlamaya başladılar. Bu durum Adler'in bireysel psikoloji üstüne yaptığı çalışmaların BDSM camiasında sıkça dile getirilmesiyle daha da yerleşti. Partnerlerin iletişimi sadece ilişki öncesinde kalmayarak, ilişki sonrasındaki ruh hallerinin ne olduğunu kapsaması gerekliliği tartışmasız kabul edilen bir yöntemdir. 

Pek çok bilim adamı, iyi iletişimin BDSM ile olumlu bir ilişki kurmanın en önemli faktörlerinden biri olduğunu (Cutler, 2003) belirtir. Cutler (2003), aktif BDSM ilişkisi yaşayan 33 kişiyle görüşmüş ve 33 kişiden 19'u "iyi" bir iletişimin, BDSM ilişkisi için en önemli konu olduğunu belirtmiştir. Cutler, katılımcılarının, istenmeyen fiziksel ya da duygusal zararları önlemek için BDSM uygulamalarında ("vanilya" uygulamalarına kıyasla) daha iyi iletişim ihtiyacının daha önemli olduğunu ifade ettiklerini belirtir. Bu kişiler, BDSM ilişkilerindeki açıklık ve şeffaflığı değerlendiler. BDSM uygulamasının önemli bir ilkesi karşılıklı olarak bir güç değişimi yaratmaktır. Katılan tüm uygulayıcılar, BDSM deneyiminin karşılıklı keyifle ve güvenli olmasını sağlamak için bu değişimde yer alan yapı ve süreçler hakkında iletişim kurmaları esastır (Kleinplatz & Moser, 2006).

Çünkü BDSM'yi anlamada birleştirici bir teori yoktur ve insanlar genel fizyolojilerinde, psikolojik durumlarında, geçmiş deneyimlerinde, inançlarında, erotik tercihlerde ve katılım için motivasyonlarında çeşitlilik gösterebilir; kapsamlı iletişim, katılımcıların, öznel gerçekleriyle, bakım ve desteği nasıl ifade edebileceğinizi daha kapsamlı bir şekilde anlamaya katkıda bulunur. İletişim, katılımcıların, isterseler, rızaları zorlaştırabilecek daha ürkütücü oyun biçimlerini keşfetmelerini sağlayan, daha zengin bir kişisel bilgiyi, bakım ve samimiyetini kolaylaştırır, derinleştirir. Dolayısıyla iletişim, bakım ve dikkat arasında önemli bir köprü olup potansiyel olarak yukarıda tarif ettiğimiz derin rızaya neden olabilir.

İnsanın bireyler arası sosyalleşme isteğinin gerçekleşebilmesi için bir diğer bireyle iletişim kurması ve diğer bireyleri doğru anlayabilmesi gerekir. Bu açıdan baktığınızda iletişim doğası gereği sadece BDSM tabanında tartıştığımız bir konu olmaktan çıkar. Bilinen tüm insan toplumlarında kadın ve erkek davranışları, birincil ve ikincil cinsiyet özellikleri açısından farklılık göstermektedir (Munroe ve Munroe 1975). Anlaşılacağı gibi, iletişimin bireylere ve cinsiyete göre değişkenliği bulunmaktadır. Bunu, BDSM alanına yansıttığımızda cinsiyeti "oryantasyon" olarak düşünmek daha doğru olacaktır. 

Bakım (Özen) / Caring : “Caring” kelimesini karşılığı olan “bakım” kelimesini anlamının dışında genişleterek kullanmanın doğru olacağını düşünüyorum. 4C orijinal katmanlarında değinilen bu kelime etik amaçlı kullanılmış olsa bile, sadece bakım ile kısıtlanmış olması bence Türk BDSM toplulukları için sosyal anlamda yeterli değildir. O yüzden “Bakım/Özen” şeklinde kullanmanın doğru olacağı düşüncesindeyim. 

Batılı düşünce, tarihsel olarak, adaletin ve ahlakın, tüm insanlara, yerlere ve şeylere uygulanabilen gözlemlenebilir, ampirik doğrulara dayandırılmasını öneriyordu (Buhle & Buhle, 1978; Gilligan, 1982; Wollstonecraft, 1988) ve bu açıdan bakıldığında da "care" temeli ahlak bütünselliği üzerinde inşa edilmiş bir fikirdi. Feminist araştırmacı ve yazar Noddings’in (1984/2013) Caring başlıklı kitabıyla bakım/özen etiği artık özgün bir entelektüel hareket haline gelmiştir. “bakım” sadece anlamlı bir kelimeden öte ahlaki sürecin beslediği bir etik anlayışına sahip olmalıdır. Bu konuda BDSM çatısı altında yapılmış araştırmaların yetersizliği ve LGBT topluluklarında olduğu gibi bir etik anlayışının gelişmediğini görüyoruz. Elbette bu kurumsallaşmaya başlamayan bir oluşum için belki söz konusu olamaz ama, bireysel ve akademik araştırmalarla tartışma platformları oluşturamamak bunun en büyük sebeplerinden. 

Kant’a göre ahlaki prensipler ve fikirler evrenselleştirilebilir kurallara dayanır ve herhangi bir şarta, kurala ve bireye bağlı olarak değişmez. Bu yüzden her zaman, her yerde geçerlidir. Bu açıdan baktığımızda SSC içerisindeki “sane” önem kazanıyor. Çünkü akıl ve akılcılık insanın ahlaki sorumluluklarını ortaya koyabilecek yegâne nedendir. Ahlak kurallarına rasyonel yoldan ulaşmak ve ahlak kurallarına uygun hareket etmek insanı özgür yapan en önemli unsurdur. Böylece birey otonom bir yapı içerisinde tanımlanarak, bireyin ahlaki yükümlülüğü kendi aklı ve sorumluluğu içerisinde ele alınır. (R.Çelik, 2016)

Bu noktada "bakım" kişiye göre değişken ve onunla bütünleşik bir olgu olarak karşımıza çıkar. Derinlemesine düşündüğümüz zaman psikolojik yeterliliği ve bakımı ne kadar yapabildiğimiz, bu bakımı ne kadar içselleştirebildiğimiz, empati kurabildiğimiz etik olarak düşünmemiz gereken yegâne konudur. Amacın ahlaki bir düzlemde bakım yapabilmek olması, bizi kavramsal düşünmeye ve hasar kontrolü yapabilecek kapasitede olmamızı gerektiği noktasına getirmektedir.

Noddings’e (2012) göre, ilk olarak bakım/özen sağlayan kişi, bakım/özen gösterilen kişiye yönelir ve onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışır. Bu ihtiyaçlara yönelik olarak sergileyeceği davranışlara dair değerlendirmesi şu sorulara verilecek cevapları içermelidir: Bu ihtiyacı karşılayabilecek kadar yetkin miyim? Bu ihtiyacı karşılarken gereğinden fazla fedakârlık yapmam gerekecek mi? Bu gerçekten bakım/özen gösterilen kişi için en iyi olan davranış olabilir mi? Bu davranışım, aramızdaki bakım/özen ilişkisini zedeleyebilir mi? (Noddings 2012)

Feminist araştırmacılar (Jaggar 1992; Tong 2013; Vikan, Camino, & Biaggio 2005), bir etik bakım anlayışının tüm cinsiyetlerin inanç sistemlerine dayandırıldığını iddia etmektedir. Dünyayı bir bakım etiği mercii ile görmek, karar verme süreçlerine çeşitli perspektifler getirir. "Ahlaki sorunlara yönelik diyalojik bir yaklaşım, dikkatli olma, sorumluluk, yanıt verme ve konuları farklı perspektiflerden görmek için tutumu tartışmayı ve gözlemlemeyi de içerir" (Orme, 2002, sf 810)

Birlikte öznel perspektif, tüm bireylerin benzersiz yaşamış deneyimleri olduğuna ve sonuç olarak verilen olaylar hakkında eşsiz anlayışlara sahip olduğuna, (örneğin cinsellik ve BDSM faaliyetine) ilişkin inanışı kapsar. "Geniş anlamda konuşmak gerekirse, insanların bakış açıları arasındaki muhtemel ilişkilerin çeşitliliğine atıfta bulunmak için ortak öznelliği ele alıyoruz" (Gillespie & Cornish, 2010, s. 19) şeklinde özetler, Gillespie & Cornish. Öznelerarasılık, bireysel anlayışların bir fenomenin yaşandığı bağlamında, akışkan, ilişkisel ve sürekli değişmekte olduğu ve bu bakış açısının, bilimsel bilginin ancak doğrulanabilir ve çoğaltılan titiz deneylerden türetilebileceğini iddia eden toplumsal olgu hakkında, pozitivist (objektif) tanımlamanın tersinde yer alır (Ponterotto, 2005). Buna karşılık, ortak öznellik her bireyin benzersiz deneyimler, yetenekler ve kimlikler (katmanlar) içerdiğini ve bu nedenle mümkün olan tüm anlayışların objektif bir gerçeğe dönüştürülmesinin mümkün olmadığını gösterir. Karşı öznelite, cinsellik hakkındaki kişisel inançlarımızı yansıtmamızı, inançlarımızı ve her insanın benzersiz anlayışlarını benimsememizi de gerektirir.

Fiziksel bakım, öngörülebilir ve belirli bir bilimsel karşılığı olan yöntemlerle yapılabilir. Bakımın nasıl yapıldığına ilişkin eğitim zaruri bile olsa, basit temel bilgilerin gerekliliği tüm ilişki dinamiklerinin aslında vazgeçilmez koşuludur (Benjamin, 1995). Bu perspektiften baktığımız zaman "caring" olgusunun SSC ve RACK'ta eksik olması, büyük ve temel bir kusur olarak görülmelidir. Bizim önermelerimizde temel dayanak olarak SSC’nin kısıtlı ve yüzeysel yaklaşımının bir "olgu" ya hitap etmekten çok soyut kavramlarla donatıldığı yönündedir. Bunu açıklamaya çalışırken vermiş olduğumuz "kırbaç" örneğinde bulunan değişkenleri hatırlayalım. Bu mantıksal bakış A. Ayer'in bahsettiği "Ay" önermesindekine benzerdir (Dil, Doğruluk ve Mantık, Sf,14).

BDSM yaşam şeklini benimseyen kişilerin cinsel tercihleriyle ilgili benlik algılama egzersizleri, kendi cinsel değerlerini ve davranışlarını tanımlaması ve bu tanım doğrultusunda uygun olmayan veya karşıt olduğunu cinsel uygulamalarla ilgili ayrımcılıkları ve önyargıları sorgulayan platformlarda bulunarak anlamaya ve tanımaya çalışmaları önemlidir (Mesela LGBT çevrelerinde, KaosGL gibi derneklerin verdiği seminerlere katılmak..). Farkındalık ve önyargılardan kurtulmak deneyimlerinizdeki etkileşimin daha anlamlı olmasını sağlayacak ve partnerinize karşı olan tutumunuzdaki hatalarınızı içselleştirebilmenizi sağlayacaktır. 

Dikkat / Caution : İletişim ve bakım etiğinde olduğu gibi, dikkat etiğinin de görevi, sadece maddi normları yargılamanın ölçüsü olabilecek biçimsel normları temellendirmek ve bunu bireyin özgürlük alanlarına dikkat ederek, özen göstererek ve bakarak çizmektir (Pieper, 1999, s.154-155).

Dikkat etmek terimi yukarıda anlattığımız üç temel unsurun tüm hatlarına hakim olarak davranmamızı öğütler. İletişim, rıza, bakım konularındaki hassasiyetimizi dikkat ederek ve davranışlarımıza da yansıtarak gösterebiliriz. Kayıtsız kalmaksızın ilişkilerimizdeki dinamikleri anlamak için daha özenli, daha hassas ve daha bilinçli şekilde yaklaşmamızın temelinde "dikkat" etmek vardır. Aynı zamanda olası riskleri kavramada proaktif davranmamızı ve bu riskleri bertaraf etmemizi sağlayacak temel unsurda budur. Bondage için uygun ipi tercih ederken partnerimizin cildine bakmak, sinir sistemi hakkında bilgi edinmek dikkat anlayışının örneklerindendir. 

Güvenli(Safe) kelimesi, riskten haberdar veya dikkatli olunan bir ilişkinin boyutunu yansıtmak için kullanılıyorsa önemli miktarda esneklik ve varyasyon barındırması doğaldır. Bu noktadaki konu, kişiye özgün (öznel) olan durumların anlaşılmasını kolaylaştıracak donanıma sahip olup olmadığımızdır. Dikkat ve güven eşit katmanlar olabildiği gibi tezat katmanlar haline de gelebilir. Riski göze alırken uygulanacak veya hesaba katılmayacak bir değişkenin sonucunda ortaya çıkacak olgu*, beklenmedik olacak ve beklenmedik duruma karşı önceden bir davranış geliştirilmediyse sonuçlar ağır olacaktır. 

Dikkat bir tanımdan daha çok çevresel faktörlerle şekillenen bir BDSM ilişkisine ithafen kullanıldığında, ilişkideki her dinamiğin anlaşılmasını, sonuçlarının düşünülmesini ve davranışların bu çerçevede genişletilmesini öngörür. RACK katmanındaki risk-aware tek başına havada asılı kalmış bir durumdur aslında. Çünkü dikkat eyleminin olmadığı bir zeminde riskin farkında olunamayacağı bir gerçektir. 

Not / Açıklamalar:


Psikopatoloji, duygu, düşünce ve davranış bozukluğu, ruhsal bunalım, anormal/uyumsuz davranış üzerine araştırma dalıdır. Bu terim genel olarak psikiyatride patolojinin hastalık süreci olarak kullanılır. Medikal olmayan psikoloji dilinde, Anormal psikoloji de psikopatoloji olarak kullanılır.

Öznelerarasılık (intersubjectivity), Esas olarak *fenomenolojik sosyolojide, toplumsal ilişkilerin karşılıklı bir temelde kurulmasını anlatmak için kullanılan bir terim. Buna göre, insanlar bilgiler ya da *yaşam dünyalarındaki deneyimleri hakkında (en azından, »nesnellik iddiasında bulunulmaması durumunda, işleyen bir anlaşma şeklinde) bir konsensüse varabilirler.

Kaynaklar: 

  1. Buhle, M.J., & Buhle, P. (1978). The concise history of women's suffrage, Illinois Üni.
  2. Downing, L. (2007). Beyond safety: Erotic asphyxiation and the limits of SM discourse. In D. Langdridge & M. Barker (....), Safe, sane and consensual: Contemporary perspectives on sadomasochism (pp. 119-132)
  3. Feminist Eleştiri Cilt 8, Sayı 2
  4. G.Switch, Origin of RACK: RACK vs. SSC
  5. Kant, Immanuel. Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi (İstanbul: Felsefe Kurumu, 2009).
  6. Kodal, Numan (2003). Zygmunt Bauman’da Politika ve Etik, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara.
  7. Noddings, Nel. Philosophy of Education (Boulder: Westview Press, 2012).
  8. Ortmann, D., & Sprott, R. (2013). Sexual outsiders: Understanding BDSM sexualities and communities
  9. Pieper, Annemarie (1999). Etiğe Giriş, Ayrıntı Yayınları, Ankara.
  10. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, Cilt 2, Sayı 7, 1996.
  11. R.Çelik, 2016, Bakım / Özen Etiği ve Eğitim Felsefesinde Feminizm Temelli Bir Yaklaşım,
  12. Richard von Krafft-Ebing (1886/1978) Psychopathia Sexualis
  13. Williams, Thomas, Prior, & Christensen, From “SSC” and “RACK” to the “4Cs”: Introducing a new Framework for Negotiating BDSM Participation
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

©2019 BDSM Turkey  |  Fetlife  |  Twitter  |  Instagram

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account