Sarah V. McVey, MA Graduate Student Western Michigan University
Austin J. Matthews, PhD1 Program Coordinator and Assistant Professor of Sociology Eastern Kentucky University

“Cinsel olarak çok kültürlü bir toplumda yaşıyoruz. Cinselliği ifade etmenin farklı yolları, cinsellikle ilgili belirgin farklı değerlere sahip olan farklı alt kültürlerin yaratılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu alt kültürler kendilerini baskın (dominant) kültürden izole edebildikleri zaman, altkültürün değerlerinin egemen (dominant) olduğu yaşam alanlara sahip olabilirler. ”(Bettinger, 2002, s. 94)

Son otuz yılda Amerikan halkı, “alternatif yaşam tarzları” nı daha fazla kabul etmeye başladı. Kamuoyu anketleri, giderek artan sayıda Amerikalı'nın, evlenip çalışan lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, sorgulayıcı ("bi-courious", "gay courious" ve "sorgula(yıcı)ma (questioning)" olmak, cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimliğinden emin olmayan kişileri ifade eder.) ve interseks (LGBTQQI) kişileri kabul ettiğini gösteriyor (Goode, 2011). Ayrıca, bazı devletler aynı cinsiyetten evlilikleri (veya sivil sendikaları) tanırlar, birçok şirket aynı cinsiyetten çiftlere pozitif ayrımcılık sağlar. Bununla birlikte, LGBTQQI kişilerin göreceli olarak kabulü, en azından tarihsel olarak “cinsel sapkınlık” şeklinde etiketlenmiş diğer gruplardan belli bir mesafede ayrıştırılmış oldu. BDSM ise cinsel taciz, istismar gibi damgalamalar sebebiyle devam eden cinsel ve sosyal çekişmenin / tartışmanın hala merkezindedir.

Böyle bir tartışma, insanlık tarihinde sabit olarak var olan BDSM'ye dayalı davranışa (Langdridge, 2006) ve bazı dönemlerde, insan cinselliğinin gizli bir yönü olarak görülen diğer altkültürlere karşı da oluşmuştur (Moore, 2009). Bu derleme, BDSM'yi çevreleyen tartışmaların (akademik ve sosyal) ve onunla ilgili davranışlarının kaynağının, patolojik ve zihinsel bozukluklar olarak ele alındığını öne sürmektedir. Bu nedenle, BDSM ile ilgili araştırmalar genellikle medikal çerçeveler içinde yürütülmektedir. Bu çerçeveler, en azından kısmen Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan “Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı” (DSM) tarafından ortaya konan tanı ölçütlerinden geliştirilen BDSM'nin operasyonel tanımlarını kullanır. Bu gözden geçirme, bu çerçeveleri kullanarak, araştırmacıların BDSM katılımcılarının stereotiplerini (stereotip; sosyal psikolojide belirli birey türleri veya belli davranış biçimleri hakkında yaygın olarak benimsenen herhangi bir düşüncedir. ) tedaviye ihtiyaç duyan “hastalar” olarak sürdürdüğünü ileri sürmektedir. Dahası, bu gözden geçirme, BDSM'yi sapkınların (tıbbi ya da sosyal) bir faaliyeti olarak kavramsallaştırmanın, insan cinsel davranışının çeşitliliğini göz ardı ettiğini ve bu tür etkinliklere katılanları marjinalize ettiğini göstermektedir.

BDSM'yi patolojik hale getirme çabası şaşırtıcı değildir; çünkü toplumlar cinsel yaşamlarını sürekli olarak kodlamaya çalışmakta ve bireylerin, cinselliklerinde var olan doğal çeşitliliği fark etmekten caydırmaktadırlar. Tıp dünyasının eşcinselliğe paralel olarak gelişen bakış açısı (yakın zamana kadar), heteroseksüel dışı ilişkilerin bir ruhsal bozukluk olarak kategorize edildiğini ortaya koydu. Bu tür medikalleşme, eşcinselliğin DSM-II'ye (Amerikan Psikiyatri Birliği 1968) dahil edilmesiyle kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, eşcinsel topluluk ve örgütlerin baskısı ışığında kısmen (Bayer, 1987), eşcinselliğin ayrı bir tanı olarak, 1974 tarihli DSMII'nin yeniden baskısından çıkarılmış ve DSM'nin güncel versiyonundan uzak kalmıştır (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1974 ve 2000). Bununla birlikte, eşcinselliğin toplumsal ve tıbbi kategorizasyonunu “sapkın” olarak ele alırsak, heteroseksüel olmayanların toplum tarafından marjinalize edilmesi, polis tarafından taciz edilmesinin, “cinsel açıdan sapkın” oldukları için cezalandırılması ve onların kariyer, iş ve diğer sosyal topluluklardan dışlanması şaşırtıcı değildir.

BDSM katılımcıları da, sosyal topluluklardan dışlanarak, benzer bir marjinalleşme sürecine tabi tutulurlar (Lawrence ve Love-Crowell, 2008). Cinsel sapkınlıkların bu toplumsal dışlanması, nominal düzeyde kategorize edilse bile toplumlarda hala görülmektedir ve vardır (Kinsey ve ark., 1998). İnsan cinselliğinin daha akıcı bir şekilde kavramsallaştırılmasına dayanarak, cinsel faaliyetlerin ve kimliklerin süreklilikler üzerinde varolduğunu, farklı insanların bu eğilimlerinin farklı düzeylerinde hayatlarında çeşitli zamanlarda yer aldığı bir gerçektir. Kişinin cinsel yönelimi veya cinsel arzunun davranışsal ifadelerini ele alıp almadığı, insan cinselliği içinde var olan çeşitlilik spektrumunu tam olarak takdir etmesi önemlidir. Cinsel isteklerin ifadesi, cinsel davranışların durgun kategoriler olarak değil, çoğu zaman sağlıksız cinsel ifadenin akışkan anları olarak var olduğu anlayışıyla bozulursa, BDSM gibi alternatif cinsel uygulamaların medikalleştirilmesi zorlaşır.

İlginçtir ki, BDSM ve fetişizmi devamlılığı olan davranışlar olarak kavramsallaştırmak tıp çevrelerinde destek bulmamaktadır. DSM-IV-TR'nin (American Psychological Association, 2004) kendisi, çeşitli bozukluklar için teşhis kodları içinde bu tür devamlılıklara izin vermektedir. Bununla birlikte, bu sürekliliğin gerçek aralıkları hiçbir zaman tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu nedenle, mevcut gözden geçirme, BDSM'nin ve diğer ilgili faaliyetlerin, sağlıklı cinsel ifade ile tıbbi, sosyal ve yasal maladaptasyonun (Çevre ile ilişkilerde uyumsuzluk gösterme hali; çevreye yetersiz uyum) bir endişe haline geldiği bir noktaya kadar uzanan devamlılıklar boyunca organize edildiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu faaliyetler, rızası olan yetişkinler arasında gerçekleştiği sürece, onlara katılmayı seçen insanlar için geçerli ve uygun cinsel uygulamalar olarak görülmeleri gerektiğini düşünüyoruz. BDSM ile ilgili uygulamaların geçerliliği, pek çok katılımcının bu tür davranışların kişisel gelişim kaynağı olabileceğini göstermesiyle desteklenmektedir (Hopkins, 1997). BDSM ile ilgili davranışların geçerliliğini kabul etmek, araştırmacıların daha geniş bir spektrumda sosyal bilim araştırması yürütmesini sağlayacaktır.

BDSM TANIMLARI

BDSM'nin tartışılmasındaki zorluklardan biri, kavramla ilgili var olan tanımların oldukça çeşitli olmasıdır. İlgili literatürün gözden geçirilmesi, iki farklı ve sıklıkla birbiriyle benzerlik gösteren tanımları ortaya çıkarmaktadır: 1) bireysel davranışlara odaklanan tanımlar, ve 2) bireyde daha büyük BDSM ve fetişist toplulukların kullandığı tanımlamalar. Daha fazla ilerlemeden önce, bu genel tanımlayıcı söylemleri gözden geçirmeliyiz, böylece BDSM'nin daha spesifik operasyonel tanımlarını oluşturabileceğiz. Spesifik olarak, güçlü yanlarından gelen tanımlar ve BDSM'nin mevcut tanımlarının sınırlamalarını belirlemektedir.

BİREYSEL / KİŞİSEL TANIMLAR

Bireyler arasındaki etkileşimlere dayanan tanımlar dizisi. BDSM davranışının temel bir açıklaması olarak, bu tür cinsel pratiklerin temellerinden biri olan iktidarın (güç-power) kullanımını açıklar. Sadomazoşizmin çoğu araştırması (S / M) iktidar fikrini tartışırken, bu tanım grupları iktidarı birincil odak noktası olarak merkezileştirir. Bu kategorideki ilk tanım, S / M'yi güç kavramı etrafında dönen bir erotik konuşma olarak kavramsallaştırır. Özellikle, Freeman (2008, şunları ifade eder: “Sadomazoşizm cinsel olarak“ küçük ”bir uygulamadır; iki veya daha fazla insan arasında, görünüşte ritüelleşmiş güç değişimlerine odaklanan erotik bir diyalektiktir” (s. 35) Başka bir deyişle, bu perspektife göre, BDSM ve diğer ilgili uygulamalar, yapılandırılmış bir güç dinamiği içinde meydana gelen etkileşimlerin bir sonucudur.Bu kategoride BDSM'nin ikinci tanımı, cinsel uygulamalara daha fazla odaklanır ve güç, istenen bir cinsel sonuca ulaşmak için kullanılan bir araç olarak tanımlanır. “Uygulayıcılar, çeşitli cinsel ve duygusal amaçlara ulaşmak için ilişkilerinde yaratıcı güç kullanırlar” (Langdridge & Butt, 2005, 70).

Bu güç odaklı tanımların yanı sıra, daha genelleştirilmiş, bireysel yönelimli bir tanım vardır. Özellikle, Williams (2006) BDSM'yi şöyle tanımlamaktadır: “Katılımcıların erotik uyarılma ve / veya kişisel gelişim yaşamaları için psikolojik hakimiyet ve boyun eğme ve / veya fiziksel esaret ve / veya ağrı ve / veya ilgili uygulamaların güvenli, hukuki, karşılıklı rızaya bağlı kullanılması” (s. 335) Bu, bireylerle ilgili en kapsamlı tanımdır. Uygulayıcıların BDSM aktiviteleri sırasında bir takım yaklaşımları ve araçları nasıl kullandıklarını vurgular ve bu uygulamaların olumlu cinsel yönlerini ön plana çıkarır. Ayrıca, bu BDSM etkinliği anlayışı, hem bu uygulamanın cinsel faydalarını hem de BDSM aktivitesinin katılımcılar arasındaki kişisel gelişmeyi nasıl teşvik ettiğini gösterir. Bu bağlamda BDSM, kadınlara cinsel yaşamlarını kontrol edebilmelerini ve genel olarak cinsel kültür normlarını sorgulamalarını sağlayan bir mekanizma sağlayarak kişisel gelişime izin verebilir (Bauer, 2008).

Topluluk Tanımları

Mikrodan makro düzeyde analize geçmek, BDSM'nin ikinci tanımlamaları, BDSM faaliyetlerinin toplum temelli kavramsallaştırılmasına odaklanmaktadır. Bu kategorideki ilk tanım, S / M kültürünün bir bütün olarak, “cinsiyet, cinsiyet ve cinsellik sınırları boyunca karmaşık bir şekilde ortaya konan” S / M topluluklarının bir bileşimi olarak tanımlanmaktadır (Langdridge, 2006, s. 382). Burada vurgu, sınırsız ve radikal bir şekilde hareket eden izole edilmiş bireyler kavramının aksine, topluluklar ve kesişme fikri üzerindedir.

Bu gruptaki ikinci tanım, S / M topluluklarının daha geniş bağlamına odaklanmaktadır. Newmahr (2008) “S / M topluluğunun S / M etrafında gelişen ve özellikle kamusal alanlarda S / M'yi gözlemleyen ve pratikler, bilgilendirme ve eğitim toplantılarına katılan insanların sosyal bir ağı olduğunu” savunur (s. 316). Ayrıca, bu topluluklardaki cinsel olmayan faaliyetlerin önemini ve bu faaliyetlerin toplumun büyümesini ve gücünü nasıl artırdığını da kabul etmektedir.

BDSM ile ilgili topluluklar fikri üzerine inşa edilen S / M, “cinselleştirilmiş yaşam tarzı topluluğu” ya da samimi uygulamaların etrafında oluşturulmuş bir alt kültür olarak da görülebilir (Butts, 2007). Önceki iki tanımın aksine, burada BDSM topluluklarının örgütlenmesinde cinsel uygulamaların önceliği üzerinde durulmaktadır. Diğer topluluklar gibi, bu toplulukların üyelerin takip etmesi beklenen kendi kuralları ve pratikleri vardır. Dahası, BDSM kimliğini benimseyen pek çok uygulayıcı, ana akım kültürel değerlere doğrudan yanıt olarak S / M topluluklarını oluşturur (Bauer, 2008; Rudy, 1999). Akademisyenler, genellikle bu toplulukları karşı-kültür hareketleri olarak görmektedir. Bu, genel nüfusun belirli kesimlerini açıkça dışlayan “dayk” olarak sınıflandırılan topluluklar için özellikle geçerlidir (Bauer, 2008). Rudy (1999) ayrıca S / M uygulayıcılarının cinsel-sosyal yaşamlarını, bir radikal topluluğun sosyal bağlamında faaliyet gösteren bir toplumsal temelde örgütlediklerini ileri sürmektedir. Cinsel olarak bu türden radikal kültürlerde, seks faaliyetleri hem topluma inisiyasyonlar, hem de bütün bir kültürü birbirine bağlayan somut uygulamalar olarak işlev görür (Rudy, 1999).

Yost (2010), toplum temelli bir başka tanımın sağlanmasıyla BDSM'yi “cinsel ilişkilerin bir parçası olarak esaret ve disiplin, tahakküm ve boyun eğme, sadizm ve mazoşizmi uygulayan yetişkin bir altkültürün güvenli, rızaya dayalı ve ortak cinsel faaliyetleri” olarak tanımlamaktadır (s. 79). BDSM topluluklarında rızaya dayalı, ortak ve güvenli cinsel davranışların önemini vurgulayarak, bu tanım katılımcıların etkinlikleri özgürce seçmelerini ve bu faaliyetlerin cinsel zevklerini içeren anlamlarını vermelerini ön plana çıkarmaktadır (Yost, 2010). Ayrıca, katılımcıların sınırlarını özgürce nasıl seçtikleri ve hangi “oyun” türlerinin ortaya çıkacağını belirleme konusuna dikkat çekiyor.

Alison ve diğ. (2001), “sadomazoşizm, bireylerin bir takım bağımsız fenomenler için etiketlenmeleri yerine, özel temalara farklı vurgularda bulunduğu, birbirleriyle ilişkili davranışlar kümesi olarak kavramsallaştırılabilir” ifadesini içeren bir topluluk temelli bir tanımlama önermektedir (s. 7). Bu, S / M'nin, davranışların kendilerine odaklanmak yerine, katılımcıların etkinliklerini ifade ettiğini anlatan  soyut bir tanımdır.

BDSM'nin İşlevsel Tanım ve İlgili Davranışlarına Geçiş

Tanımların çeşitli kategorilerini tartışmanın amacı, BDSM aktivitesinin çok yönlü doğasını vurgulamaktı. Gösterdiğimiz gibi, BDSM iki farklı şekilde kavramsallaştırılabilir: bireysel düzeydeki davranışlar (güç temelli cinsel ifadeyi içeren) ve / veya toplum/topluluk örgütleme gücü olarak. Bu bölünmenin, araştırmacıların BDSM ile ilgili davranışların, faaliyetlerin, kimliklerin ve toplulukların bütünlüğünü kapsayan kapsamlı çerçeveler geliştirebilme yeteneğini sınırlandırdığını iddia ediyoruz. Bu nedenle, BDSM'nin karmaşıklığını tam olarak açıklığa kavuşturmak için, araştırmacılar BDSM'nin ve onun ilgili davranışlarının farklı düzlemlerde (yani, topluluk ve birey) var olduğunu ve statik davranış kategorileri yerine devamlılıklarla organize edildiğini kabul etmelidir.

İnsanlar BDSM'yi binlerce yıldır kendi cinsel uygulamalarına dahil etmişlerdir, ancak 1886'ya kadar sadizm ve mazoşizm terimleri kullanılmamıştır (Langdridge, 2006). Bu terimlerin uygulanması, bu aktiviteyi cinsel yaşamlarına dahil edenlerin farklı davranış / yöntemlere başvurduğu bilinmektedir. Bu terimlerin ortaya konması, uygulamaların medikalleşmesine de katkıda bulunmuş ve bu da katılımcıların "sapkın" olarak anılmasına neden olmuştur (Langdridge, 2006). 20. yüzyılın başlarında Freud, terimleri sadomazoşizm diye bir kategori oluşturmak için birleştirdi. Daha sonra S / M'yi bireylerde varolan bir cinsel patoloji olarak sınıflandırarak tedavi etti (Langdridge, 2006). Bu psikanalitik yaklaşım, 1950'lere kadar S / M davranışıyla başa çıkmak için baskın bir çerçeve olarak kaldı. Bununla birlikte, yaklaşımın etkisi, modern toplumlarda hala, son yirmi yıl içinde BDSM'nin kendisini gizlemeyerek açıklayan katılımcılarının tutuklanması ve pek çok devletin yasalarında suç sınıfına girmesiyle hissedildi. Örneğin, İngiltere'deki Spanner Davası (Langdridge, 2006).

Katılımcıların Güncel BDSM Eğilimleri ve Demografik Özellikleri

Birleşik Devletler'de toplumun % 10'u BDSM ilgilisi (Stockwell ve diğ., 2010). Bu ilgiler, “sert S / M” veya “edge play” gibi daha yoğun aktivitelerden, spanking ve daha farklı aktivitelere kadar çeşitlilik gösterebiliyor. BDSM'deki katılımcılar iki kategoriye ayrılabilir: Birincisi, belirli davranışlarda belirli bir ilişki içinde yer alan kişileri içerir; ikincisi, kendi alt gruplarını, değerlerini, sembollerini ve örgütlerini kendi alt kümesiyle ya da yaşam tarzıyla özdeşleştirenleri içerir (Williams, 2006). Her iki kategoride de katılımcılar, diğer insanlarla etkileşim yoluyla kendilerini dahil ederler. Bu ayrım iki şeyi göstermektedir. İlk olarak, BDSM'nin analitik çerçeveleri geliştirilirken hem bireysel hem de topluluk bileşenlerinin birleştirilmesinin önemini vurgulamaktadır. İkincisi, BDSM faaliyetlerine katılım akışkanlığının, cinsel yönelim ifadelerinin çeşitliliğinin bir sonucu olduğunu göstererek, bu davranışların, statik kategoriler olmaktan ziyade süreklilikler boyunca örgütlenmiş olarak kabul edilmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır.

Bu noktada “Kim bu katılımcılar?” Diye sorabilir. Genel olarak, S / M katılımcıları/uygulayıcıları veya ilgilileri, kendileriyle barışık, psikolojik anlamda tutarlı ve iyi eğitim almış kişilerdir (Sagarin ve diğ., 2009). Bu kişiler, BDSM katılımcılarının seksüel uygulamalarında kendi istekleri dışında yeralan sapkın, cinsiyetçi, tacizci gibi popüler toplum imajına karşıdır. Ayrıca, S / M uygulayıcıları cinsel aktivitelerinin bir sonucu olarak ilişkide yakınlık yaşadıklarını belirtmektedirler (Sagarin et al., 2009).

BDSM'nin Davranışsal Özellikleri

Stockwell ve arkadaşları, (2010) çoğu BDSM etkileşimi için ortak beş özelliği tanımlamaktadır. Bu bulgular, Butts (2007), Taylor ve Ussher (2001) ve Weinberg (1987) tarafından, kendi araştırmalarında benzer özelliklere dikkat çeken yönleriyle aktarmaktadır. Birincisi, bir kişinin daha baskın rolde olması, diğer bir kişinin itaatkâr rolde olmasıdır. Bu rol alma, cinsel rol bağlamında ortaya çıkmaz, çünkü bu roller gündelik yaşam durumlarında da ele alınabilir. Ayrıca, bu roller de hem tek bir ilişki içinde, hem de ilişkiden ilişkiye farklılık gösterebilir.

BDSM cinsel deneyimleri “kinky seks” ten “edge play” e kadar uzanabilirken (Butts, 2007), çoğu BDSM etkileşiminin ikinci ortak özelliği, partnerlerin önceden belirlenmiş kurallara veya “limitlere” bağlı kalmayı kendi rızalarıyla kabul etmeleridir. (Butts, 2007; Stockwell ve ark., 2010; Taylor ve Ussher, 2001; Weinberg 1987). Sınırların oluşturulması, BDSM etkileşimlerinin mutabakat (rıza) doğasını vurgular. Aslında, bu sınırlar BDSM topluluklarında o kadar merkezi bir konumda olduğu için, onları göz ardı eden insanlar “tehlikeli” olarak etiketlenir ve topluluktan dışlanırlar (Taylor ve Ussher, 2001). Bu görüş, cinsel tercihlerini diğerlerine uygulayan cinsel sapkınlığın popüler ve toplumsal önyargısı ve anlayışına doğrudan karşıdır.

Bu beş ortak özelliğe ek olarak, sosyolojik yaklaşım BDSM'de ağrının/acının durumunu sorgular. S / M uygulayıcıları sıklıkla hakimiyet ve boyun eğmeyi nesnelleştirmek için acı kullansalar da, ağrının/acının kendisi doğada mutlaka cinsellik olarak karşılık bulmaz (Weinberg, 1987). Bu S / M ilişkilerinde genellikle cinsellikle ilişkilendirilen ağrı/acıdan tamamen farklı olarak kullanılan bir araç olabilir. Ağrının veya acının kendisi değil, sembolize ettiği şey, S / M'nin özü olan hakimiyet - boyun eğmenin ritüelleştirilmesidir ve bu tamamen karşılıklı rızaya dayanır (Weinberg, 1987). Bu aktivitelerde acıyı sembolik olarak yorumlamak, S / M davranışını anlamak için çok önemlidir. Sınırlar, fantezi ve kontrol kavramları iç içe geçmiş ve hepsi de güven ile ilgilidir (Weinberg, 1987). BDSM, katılımcıların kendi sınırlarını tanımlamasına, fanteziye katılmalarına ve partnerlerinin kendi sınırlarını anlamalarına izin verir (Weinberg, 1987).

BDSM'nin Sembolik Anlamı ve Cinsel Senaryoları

Arka plan bilgilerinin son parçası olarak, dikkatimizi davranışın kendisinden, bu davranışın sembolik anlamına ve bu davranışın ortaya çıktığı cinsel senaryolara dönüştürelim. BDSM ile ilgili davranışların sembolik doğasına işaret eden Langdridge ve Butt (2005), bir kişinin erotik hayatının kişisel gelişimin ürünü olduğunu ileri sürmektedir. Her birey, kendi cinsel varlığını belirler ve kendini memnun eden bir cinsel yaşam inşa etmeye devam eder. Bunun, bireyler arasında bir cinsel eğilimin sosyal etkileşimi olan kişilerarası cinsel senaryolara yol açtığını söyleyebiliriz (Sandnabba ve ark., 2002).

Taylor ve Ussher (2001), bu etkileşimlerin sekiz ortak yorumu olduğunu iddia etmektedir. Birincisi, S / M'nin, cinsel olarak hegemonik davranışın, yani ataerkil heteroseksüelliğin karşıtı olarak uygulanan kasıtlı veya bilinçli bir faaliyet olarak kavramsallaştırılmasıdır. Bu etkileşimde, iktidar eşitsiz olarak dağıtılır, fakat her zaman geleneksel çizgiler taşımaz. Bu geleneksel olmayan güç dağılımı, ana kültürel değerlere meydan okuyabilir. Bu anlayışın bir örneği, Baumeister’in (1988) erkek mazoşistlerin daha fazla esaret ve oral seks performanslarına katıldığı iddia edildiği cinsel senaryoların tartışmasında da görülebilir. Dahası, Baumeister (1998), daha yüksek bir ağrının şiddetinin, küçük düşme sıklığının, eşdeğer sadakatsizlik vakalarının, üçüncü tarafların aktif katılımının ve travestitizmin erkek mazoşistlerde - geleneksel erkek cinsiyet rolüyle çelişen tüm özelliklerin ortaya çıktığını iddia etmektedir. (Bu konuyu detaylandırmak için daha önceden bdsm kültürü tarafından yayınlanmış olan Sosyolog Burcu GÜDÜCÜ'nün şu ilgili makalesini incelemenizi öneririz. https://www.bdsmkulturu.com/2018/06/erkek-cinsel-kimligi-sadizm-mazosizm.html )

Taylor ve Ussher tarafından sunulan S / M'nin sonraki üç yorumu şunlardır: 1) S / M'den alınan haz (sadece cinsel değil, aynı zamanda ilişki ve bireysel zevk); 2) Gündelik hayatın sıradanlığını ve yabancılaşmasını aşmanın bir yolu olarak gerçeklerden kaçma; ve; 3) BDSM davranışlarının manevi ya da mistik bir çerçevenin parçası olduğuna inanma. Bu yorumlar, S / M davranışını, kişinin günlük varoluşundan kaçmak için bir yöntem olarak ve / veya daha yüksek düzeyde bir öz-farkındalık elde etmek için bir araç olarak kullanması yargısına uyumludur (Cross & Matheson, 2006). Cross ve Matheson (2006) ayrıca S / M merkezli bir perspektiften S / M'nin erotikleştirilmiş, rızaya dayalı bir güç alışverişini ve bir güç farklılığının deneyimini temsil ettiğini ileri sürmektedir. Bu nedenle, BDSM betikleri, bireyin cinsel zevklerini geliştirmesine izin veren farklı şekillerde hakim / bağımlı bir ilişki formatı izler. Dahası, bazı araştırmacılar (Butts, 2007), leather toplumundaki alt grupların, bu geçerli cinsel senaryoların kişilerarası dinamikleri tarafından tanımlandığını öne sürmektedir.

Taylor ve Ussher tarafından sunulan beşinci yorum, S / M'in öğrenilmiş bir davranış olduğudur (bkz. Aşağıdaki “Kimlik Bileşeni Olarak BDSM” tartışması). Bu ifade, gay (erkek) S / M alt kültüründe rol modellerinin varlığıyla desteklenmektedir. Bu rol modelleri, mazoşizmden sadist role geçişi kolaylaştırmaktadır (Sandnabba ve diğerleri, 1999). Taylor ve Ussher'in altıncı yorumu, S / M'nin intrapsişik (intrapsychic - zihinde oluşan; zihinde gelişen; zihinde yerleşen) bir fenomen olduğunu, S / M'nin katılımının zihne yerleştirildiği ve bir bireyin kişiliğinin bir özelliği olarak kabul edildiği S / M'dir. Bu, BDSM davranışlarını incelemek için geleneksel psikanalitik yaklaşıma daha yakındır. Taylor ve Ussher tarafından tartışılan yedinci yorum, BDSM'yi patolojik olarak karakterize ediyor - DSM tarafından aktarıldığı gibi-. Bu yorum BDSM davranışının medikalleşmesini tekrar gözden geçirir. Son olarak, Taylor ve Ussher, S / M'nin açıklanamaz veya meydan okuyan kavrayış/süreç olarak yorumlanabileceğini savunur.

Bu farklı yorumlamalar, tüm uygulayıcıların BDSM'yi aynı şekilde yaşamadığı gerçeğine işaret etmektedir. Katılmalarının ve BDSM ile ilgili faaliyetlere verdikleri göreceli önem dereceleri önemli ölçüde değişiktir. Bu nedenle, BDSM ilişkilerinde belirli davranışsal özellikler ortaya çıkabilirken, bu davranışlara yönelik bireysel yanıtlar birbirinden uzaklaşacaktır. Bizim konumuz, bu farklı deneyimlerin BDSM'nin ve onunla ilgili davranışlarının statik bir olgu olmaktan ziyade bir süreklilik boyunca organize edilen bir dizi etkinlik olarak analiz edilmesi gerektiği iddiasına güvenmektedir.

Fetişlerin / Fetişizmin Tartışılması

Bu gözden geçirmenin birkaç BDSM ile ilgili davranışını ve olası anlamlarını açıkladığına göre, BDSM davranışlarından kavramsal olarak farklı olmakla birlikte, bunlarla yakından ilişkili olan bir dizi faaliyetten bahsetmeyiz. Bu aktiviteler fetişizm olarak bilinen şeyi oluşturur. En basit ifadeyle, bir fetiş, bir bireyde cinsel tepkiyi tetikleyen bir nesne, vücut parçası veya davranış olarak tanımlanabilir (Kafka, 2010). Fetişlerin çoğunluğu, bedenin parçaları veya özellikleri veya vücut ile yakından ilişkili olan eşyaları (giyim eşyası gibi) içerir (Scorolli ve ark., 2007). Fetişlerin yaygın örnekleri ayak fetişleri, çorap fetişleri ve lateks fetişlerdir. Bu fetişler genellikle BDSM ile ilişkili davranışa bağlanır ve hem heteroseksüel hem de eşcinsel erkek BDSM uygulayıcıları tarafından ifade edilir (Spengler, 1977).

Hem erkekleri hem de kadınları içeren BDSM veya eşcinselliğin aksine, fetişizm daha çok erkek merkezlidir (Weinberg, 1987). Moser ve Levitt (1987), bu iddiayı, kadınların S / M uygulayıcılarının önemli bir kısmını oluştururken, fetişistler arasında bir azınlık olduğunu belirterek desteklemektedir. Başka bir deyişle, kadınların gerçekten fetişleri olsa da, fetişizme katılan bir kadın nadirdir. BDSM ile ilgili bu derlemede öne sürülen pozisyona benzer şekilde, fetişizm de yüksek dereceli bir fenomendir (Weinberg, 1987). Bazı insanlar sadece fetişlerine karşı ilgi duyabilirler, diğerleri ise daha tutarlı bir şekilde ifade edebilirler. Katılım düzeyleri ne olursa olsun, çoğu katılımcı, fetişist çıkarların gelişmesiyle ilişkili pozitif deneyimler ifade etmektedir (Weinberg, 1987). BDSM ve fetişizm arasındaki bağlantı ve bunların sıklıkla peşpeşe anılmış olması gerçeği göz önüne alındığında (yani, Spangler, 1977; Stockwell ve diğ., 2010), iki fenomeni ayrı ayrı incelemek uygun görülmemektedir.

KİMLİĞİN BİLEŞENİ OLARAK BDSM

Bu noktaya kadar, bizim incelememiz BDSM'nin tanımlarına, tarihine ve belirginliğine odaklanmıştır. Ayrıca, bu parça BDSM ile ilgili davranışların çeşitli kategorileri ve sembolik anlamlarını araştırmıştır. Bu yazı boyunca ortaya konan BDSM davranışlarının niteliği göz önünde bulundurulduğunda, BDSM uygulayıcılarının kimliklerini merkezi “cinsel açıdan sapkın” bir kültür etrafında oluşturduklarını varsaymak kolay olacaktır, ancak bu her zaman böyle değildir (Langdridge, 2006). Bazı insanlar için, faaliyetler sadece arzularını yerine getirir, ancak diğerleri kısmi veya eksiksiz bir BDSM kimliğini benimserler. Bu sadece bir S / M topluluğu olmadığını gösterir. Bunun yerine, S / M kimliklerinin zıt ve tartışmalı versiyonlarına sahip birden çok topluluk vardır (Langdridge, 2006). Örneğin, Chaline (2010) çoğul eşcinsel S / M kimliklerinin olduğunu ve cinselliği ve cinsel kimlikleri oluşturan ve sürdüren uygulamanın performansının olduğunu öne sürer. Bu kimlikler baskın / itaatkar rolleri veya fetişist çıkarların bir kimliğe dahil edilmesini içerebilir. Bu kimlikler akışkan, sürekli olarak değişen ve kendilerini yeniden konumlandıran bir nitelik sergiler. Ayrıca, eşcinsel katılımcılar, hem eşcinsel S / M kimlikleri hem de eşcinsel olmayan S / M kimliklerine sahip oldukları için özellikle önemlidir, bu da farklı kimliklerin her durumda özgürce ifade edilemeyeceği gerçeğinin farkına varılmasıyla ayrı ayrı ifade edilir.

Bazıları, bu akışkanlığa rağmen, bir BDSM kimliğini kazanma sürecinin bazı ortak aşamaları olduğunu iddia etmektedir. Birincisi, bireyin eşcinsel dünya ile hayal kırıklığına uğradığı, çoğunlukla erkeklerin eşcinsel erkeklik mitine uymayan erkekler tarafından oluşturulduğu, hayal kırıklığı aşamasıdır. İkinci aşamada, depresyon, ve izole edilmiş hissetmekle birlikte başlayan geri çekilme. Bu çekilme, eşcinsel erkeğin cinselliğini açıkça ifade etmediği “ön-çıkış (pre-coming out)” aşamasını yansıtır. Üçüncü aşamada, erkek deri(leather)-cinsiyet altkültürünün hiper-erkekliğini merak eder ve onu keşfetmek için kendini izole etmeyi bırakır. Bir anlamda, bu bilgi toplama aşamasıdır.

Dördüncü aşama, bireyin S / M dünyasının normlarını ve değerlerini öğrendiği ve S / M'i erotik bir olasılık olarak ele almaya başladığı dilimi içerir. Beşinci aşamada, altkültürde aktif olarak yer almaya çalıştığı ve katılımı ile sosyalleştiği, sürüklenme deneyimini yaşar. Bu katılım ya cinsel uygulamalarda ya da alt kültürün diğer yönlerinde olabilir. Son aşamada, sınırlama, birey ne yaptığını ve yerine getirmediğini keşfeder. Hangi aktivitelerin ve rollerin onun için uygun olduğunu bulur ve olmayanları göz ardı eder.

Weinberg (1987), Kamel (1983) tarafından anlatılan aşamaların onun kurguları olduğunu ve BDSM'nin tüm gay erkek uygulayıcıları için geçerli olmayabileceğini belirtirken, Kamel’in iddialarının mevcut literatür tarafından desteklendiği görülmektedir. Örneğin, Moser ve Levitt (1987), 178 kişilik bir denek grubuyla çalışma yaparak, heteroseksüeller arasında bile S / M topluluğunda “ortaya çıkma (coming out)” sürecinin olduğunu iddia etmektedir. Bu süreç, bireyin S / M davranışına olan eğiliminin tanınması ve bir S / M kimliğinin benimsenmesi ile ilgili bütün bir süreci ifade eder. Buna ek olarak, Kamel’in iddiaları, özellikle de beşinci aşama ile ilgili olanlar, 244 erkek BDSM katılımcısı üzerinde yaptığı araştırmada, eşcinselliğin zaten uygulandığı zaman sadomazoşist davranışların kendini gösterdiği, Spengler'in (1977) çalışmasını yansıtır.

BDSM VE FETİŞİZM İÇİN ORYANTASYONA DAYALI YAKLAŞIMLAR

Daha önce de belirtildiği gibi, bu gözden geçirme, dikkatlerinin çoğunu, LGBTQQI topluluğu arasındaki BDSM ile ilgili davranışlara odaklamıştır. Yazarların amacı, heteroseksüel popülasyonlarda ortaya çıkan, ancak LGBTQQI topluluğunda BDSM'nin etkisini ve ilgisini gösteren bu tür davranışların göz ardı edilmemesidir. Bu makalede, eşcinsel erkeklerin ve lezbiyen kadınların BDSM davranışlarını nasıl kavramsallaştırdığı ve deneyimlediği konusundaki bazı önemli farklılıklar vurgulanmaktadır. Bu nedenle, BDSM'nin (ve onunla ilgili davranışlarının) bir devamlılık değil, uygulayıcının cinsel yönelimine bağlı olan çoklu devamlılıklarda düzenlenemeyebileceğini belirtmek önemlidir. Bu nedenle, gelecekteki araştırmanın sadece davranışların sürekliliğine değil, bireysel cinsel alt kültürlere özgü sürekliliklere odaklanması gerektiğini savunmak uygun görünmektedir.

Gay Erkekler ve BDSM

Gay S / M, eşcinsel erkekler arasındaki rıza ve erotikleştirilmiş güç ilişkisinin performansı olarak tanımlanmaktadır (Chaline, 2010). Heteroseksüel erkeklere kıyasla, eşcinsel erkekler daha iyi eğitimli, daha yüksek gelir düzeyine sahip ve daha çok beyaz yakalı mesleklere katılma eğilimindedir (Nordling ve ark. 2006). Ayrıca, Nordling ve arkadaşlarına (2006) göre, eşcinsel erkekler daha sadist yönelimli olma eğilimi gösterirler, S / M eğilimlerinin farkında olurlar ve ilk S / M deneyimini daha geç bir yaşta geçirirler. Fetişist davranışlarına göre, Nordling ve ark. eşcinsel erkeklerin deri kıyafetler, anal ilişki, rimming, dildo, özel ekipman ve üniformaları tercih etme eğiliminde olduğunu belirtiyor. Daha spesifik olarak, Nordling ve arkadaşları, (2006, s. 54), “eşcinsel erkek sadomazoşist altkültürünün, cinsel davranışların erkek yönlerini abarttığı, heteroseksüellerin ise bu yönleri kısıtladığını ve daha itaatkâr rolleri benimsediğini ileri sürmektedirler.

Lezbiyen Kadınlar ve BDSM

BDSM'nin lezbiyen uygulayıcıları cinsel olarak uyarılmak için ve çoğu zaman kişinin cinsel varlığını kontrol etmeyi öğrenmek gibi kişisel gelişim ve ilerleme için bir araç olarak kullanılabileceğini düşünürler. Bauer (2008), lezbiyen BDSM topluluklarında yer alan katılımcıların, genel olarak toplumsal cinsiyet, kültür ve cinsiyet konusundaki kültürel inançları sorgulamalarını sağlayan politik bir potansiyele sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bununla birlikte, politik fikirleri yerleşmiş lezbiyen BDSM uygulayıcıları da istisna değildir. BDSM topluluğu, bir bütün olarak, katılımcıların ana akım kültürel normlara meydan okuyabilecekleri politik bir unsur içerir (Taylor ve Ussher, 2001).

Feminist Yanıtlar

Birçok lezbiyen uygulayıcı, BDSM'yi olası bir siyasi dönüşüm kaynağı olarak görse de (Bauer, 2008), birçok feminist S / M alt kültürlerine karşıtlığı savundu. Özellikle, feministlerin S / M eleştirilerini ifade ettikleri üç temel argüman vardır. Bir argüman, S / M'nin, cinsiyet çizgileri boyunca hiyerarşik ilişkileri kopyalayarak, yalnızca ataerkillik için başka bir araç olduğu yönündedir (Stear, 2009). Elbette, bu konum, erkek mazoşistlerin geleneksel olmayan cinsiyet rollerini benimsedikleri iddiaları ile çelişkilidir (Baumeister, 1988).

BDSM'ye karşı çıkan feministlerin ikinci argümanı, S / M'nin hakimiyeti, boyun eğmeyi, acıyı ve güçsüzlüğü erotikleştirmesidir. Bu feministler, bu koşullar altında partnerler arasındaki gerçek rızanın imkansız olduğunu ileri sürmektedir (Stear, 2009). Açıkça mazoşizmin kadınlarda daha yaygın olduğu göz önüne alındığında (Baumeister, 1988), bu argüman kadın katılımcılar için erkek katılımcılara göre daha fazla önem taşımaktadır. Daha açık bir şekilde mazoşist olduğu için, kadınlar rıza veremedikleri veya veremedikleri itaatkâr bir konuma yerleştirilebilir. Dolayısıyla, S / M'nin özelliği olan genişletilmiş hakimiyet, kadınların gündelik yaşamları boyunca katıldığı sosyal yapının güçlendirilmiş bir versiyonunu temsil edebilir.

Feministlerin S / M ile ilgili ortaya koydukları üçüncü argüman, cinsel hakimiyetin erotikleştirilmesi ve S / M'nin istemeden yapılsa bile, ataerkilliği doğruladığı ve desteklediği yönündedir (Stear 2009). Aslında, buradaki argüman, kadın uygulayıcıların geleneksel cinsiyet ve cinsiyet rollerini bilinçli bir şekilde yeniden üretmemekle birlikte, S / M'nin temel olarak misoginist (Kadından nefret eden kimse, kadın düşmanı. misogynous; kadından nefret eden.)  doğası, Batı Kültüründe kadınların maruz kaldığı şiddet ve adaletsizliği desteklemektedir (Cross & Matheson, 2006). Bununla birlikte, cinsel hiyerarşiye karşı koymada olduğu gibi, erkek mazoşistlerin varlığı bu tür iddialara meydan okuyor gibi görünmektedir.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, lezbiyen toplumunun, BDSM'nin lezbiyen kadınlara ilişkin sonuçları ile ilgili net bir fikir birliği yoktur. Yukarıda belirtildiği gibi, BDSM'nin geleneksel cinsiyet ve cinsiyet rollerine aktif olarak meydan okuyarak sosyal değişim için bir araç olabileceği tartışılabilir. Ek olarak, daha kişisel bir düzeyde, Hopkins (1997), kadınların kendilerini hem feministleri hem de S / M'deki katılımcıları dikkate alabileceğini belirtmektedir. Bu ikili perspektifi elinde tutan kadınlar sıklıkla feministlerin öne sürdüğü üç ana argümanı kabul ederler, fakat BDSM aktivitesinin onları cinsel olarak uyandırdığını ve bu faaliyetler yoluyla kişisel gelişme ve keşif için olasılıklar bulduğunu belirtir. BDSM ile ilişkili davranışların lezbiyen toplumunun farklı kesimleri arasındaki etkisine ilişkin anlaşmazlık, bu gözden geçirme boyunca sunulan argümana, BDSM ve onun ilgili davranışlarını incelerken araştırmacıların daha az statik bir pozisyon almaları gerektiği yönündeki doğrulamaya itimat etmektedir.

SÜREKLİ PATOLOJİ: ANALİTİK ÇERÇEVE

Bu derlemenin başında belirtildiği gibi, tüm toplumlar üyelerinin cinsel davranışlarını düzenlemeye çalışırlar ve bunu yapmanın en yaygın yollarından biri de bir aktiviteyi zihinsel bir bozukluk olarak sınıflandırmaktır. Dolayısıyla, BDSM'nin medikalleşmesi ile ilgili tartışmalar ahlaki değil, belirli davranış kalıplarının sınıflandırmanın meşru ruhsal bozukluklar olarak kabul edilip edilmeyeceği sorusu olarak ele alınmıştır (Williams, 2006). Bu soru, bu makalenin temel argümanını gözler önüne seriyor. Bu durum, cinsel yönelim gibi, BDSM ile ilgili davranışların süreklilikler üzerinde organize edilen etkinliklerin birikimini temsil etmesi ve insan cinselliğinin değişkenliğini yansıtan bir olgu olarak ele alınması gerektiğidir. Bununla birlikte, S / M patolojisi sorusu, cinsel pratikleri belirli bozuklukların belirtileri olarak kabul edip etmediğine bağlıdır (Baumeister, 1988).

BDSM'yi medikalize etmek

DSM, tüm parafililerin paylaştığı çeşitli özellikleri adlandırır. Bu davranışlar, DSM kriterlerine göre, genellikle insan olmayan nesneler içeren, tekrarlayan, cinsel olarak kötüleşen fanteziler, dürtüler veya davranışlardır (Kafka 2010). DSM ayrıca, parafililerin ilişkilerinin ilk altı aylık döneminde rıza dahilinde olmadan kendini, eşini veya çocukları aşağıladıkları yönünde emarelere rastlandığını belirtmektedir (Kafka, 2010). Böylelikle BDSM'nin psikanalitik anlayışı onu akıl hastalığının veya uyumsuzluğun semptomu olarak sorunsallaştırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, BDSM uygulayıcıları, cinsel bir bağlamda aktif olarak acı çektikleri için utanç ve / veya suçluluk duygusu nedeniyle bunu tartışabilirler (Cross ve Matheson 2006).

BDSM davranışlarının bu anlayışının çeşitli düzeylerde başarısız olduğuna inanıyoruz. Birincisi, BDSM'nin utanç ve suçlulukla bağlantısı, onu anlamak için bir köşe taşı olan BDSM kültürünün rıza yönüne bakmamaktadır. İkincisi, bu gözden geçirme boyunca tartışıldığı gibi, cinsel davranışların medikalleştirilmesi, farkın toplumsal hoşgörüsüzlüğüne yol açmakta, bu da gerçek bir insani tanısal damgalamaya sebep olmaktadır. Üçüncüsü, bu davranışların dahil edilmesi, psikiyatrik ilgiyi bireysel çeşitlilik üzerine uygunsuz bir şekilde odaklamaktadır. Cinsellik ve cinsel davranışlar, farklı devamlılıklara göre düzenlendiğinden, cinsel pratikte tıbbi olarak eksik olan tüm “sapkınlıkların” tam olarak göz önünde bulundurulması uygun değildir.

Dahası, cinsel paraphiliasların sınıflandırılmasının, ruhsal bozuklukların cinsel gelenekleri kodlamak için bir çaba olduğunu tartışıyoruz. Cinsel kimliğin çeşitli bileşenleri vardır: biyolojik cinsiyet, cinsiyet kimliği, toplumsal cinsel roller ve cinsel davranış, kişilerarası ilişki, erotik fantazi yapıları ve uyarılma-uyarma biçimlerini içeren cinsel yönelimler (Suppe, 1984). Bir bireyin cinsel kimliğinin bir yönünü medikalleştirmek ve yine de insanlar arasında çeşitliliğe ve seçime saygı duyduğunu iddia etmek imkansızdır. Cinsel uygulama kategorilerinin genellikle farklı cinsel temalardan ödünç alması nedeniyle, hiçbir cinsellik kategorisinin karşılıklı olarak münhasır olmadığının fark edilmesi önemlidir (Suppe, 1984).

Zamanı Değerlendirme Etkinliği Olarak S / M

Son olarak ve patolojik modele karşı, BDSM'yi (ve ilgili davranışlarını) bir boş zaman etkinliği olarak kavramsallaştırabileceğimizi düşünüyoruz. Bir, boş zamanı değerlendirme, özel yetenekler ve kaynaklar gerektiren ve özel yararlar sağlayan bir uğraşının sürekliliğine bağlılık olarak tanımlanmaktadır (Newmahr, 2008). Böyle bir zaman değerlendirme faaliyetinin altı özelliği vardır: 1) azimli olma, 2) faaliyet kapsamında “kariyer” düşüncesi geliştirme, 3) bilgi, eğitim, deneyim ve uzmanlık becerileri edinme çabası, 4) kalıcı faydalar (sosyal ve psikolojik) sağlamak amacıyla aktivitelee katılma, 5) benzersiz bir etik veya topluluk ruhu, ve 6) boş zaman aktivitesi ile kişisel bir içgörü oluşturma (Newmahr, 2008). BDSM'yi etkili bir şekilde uygulamak için, katılımcılar uygun bağlama veya boğulma (choking techniques) teknikleri gibi becerilerini geliştirmeli, güvenlik konularını öğrenmeli, ekipmanlarını satın almalı ve aktivitenin onlara belirli faydalar sağladığını bulmalıdır. Bu bağlamda BDSM aktiviteleri, egzersiz, intoxication (Toksik maddenin vücutta meydana getirdiği patolojik durum) ve meditasyonla aynı özelliklere sahiptir (Baumeister, 1988).

TARTIŞMA

Bu yazının başında belirtildiği gibi, incelememizin amacı iki yönlü olmuştur. İlk olarak, yazarlar esaret (bondage) ve sadomazoşizmi (BDSM) inceleyen mevcut literatürün bütünleştirici bir incelemesini yapmıştır. Literatürü değerlendirirken, BDSM'nin (ve fetişizm gibi ilgili davranışlarının) süreklilikler üzerinde organize edilen faaliyetler olduğunu ve bu davranışların maladatasyonun zorunlu olmadığını göstermediğini anlatmaya çalıştık. İkincisi, gözden geçirmemizi ve bu davranışların sürekli niteliğine ilişkin argümanımızı temel alarak, BDSM ile ilgili gelecekteki çalışmalarda farklı analitik çerçevelerin geliştirilmesini savunduk.

İnceleme Özeti

İncelememizin özünü tekrarlamak için, bu makaleye, Amerika Birleşik Devletleri'nde genel bir cinsel normlar tartışması ve tıbbi toplulukların tarihsel olarak BDSM'yi (ve fetişizm gibi onun ilgili davranışları) bu tür gelenekleri kodlama girişiminde nasıl medikalleştiğini göstererek başladık. Daha sonra inceleme, S / M davranışının açık tanımları, bireysel karakterizasyonlar (gücün önemi de dahil olmak üzere) ve BDSM'nin topluluklarıyla ilgili açıklamalar dahil olmak üzere BDSM'nin sınıflandırmasına yönelmiştir. Bu tanımların çokluğu, yazarların BDSM'nin ortaya çıkan veya çıkmayan (olmayan) bir davranış kategorisi olduğu ve gelecekteki araştırmaların BDSM'nin üzerinde çalışıldığı düzleme özgü bir operasyonel tanım sağlaması gerektiği yönündeki pozisyonunu göstermiştir. Ayrıca, böyle bir operasyonel tanım, çeşitli cinsel alt kültürlerde yer alan uygulayıcılar arasındaki BDSM ile ilişkili davranışların çeşitliliğini yansıtmalıdır.

Daha sonra, inceleme tarihsel olarak BDSM'yi bağlamlaştırmış ve katılımdaki mevcut eğilimleri, BDSM uygulayıcılarının demografik özelliklerini, BDSM ile ilgili davranışları gözden geçirmeyi ve BDSM'nin sembolik anlamlarıyla ilgili bir tartışmayı içeren arka plan bilgilerini sağlamıştır. İncelemenin bu bölümünde yazarlar, çeşitli katılım düzeylerini, uygulayıcıların farklı geçmişlerini ve BDSM katılımcılarının geleneksel, cinsel, sosyal olayları hem yönlendiren hem de yansıtan cinsel senaryolara nasıl katıldıklarını vurguladı. Bu bulgular, BDSM ile ilgili davranışların tek boyutlu bir etkinlik birikimi olarak kavramsallaştırılamayacağı görüşümüzü daha da belirginleştirmektedir. Bunun yerine, bu davranışlar, katılımcıların BDSM'nin katılım düzeyi ve sembolik karakterizasyonu açısından anlaşılmalıdır. Son olarak, arka plan bilgisi açısından, yazarlar BDSM ile ilgili olarak bir tanım ve fetiş tartışması sağlamıştır. Bu bağlamsal bilgiden, gözden geçirme, gay erkekler arasında bir uygulayıcı olma sürecini vurgulamak da dahil olmak üzere sosyal kimliklerin bir bileşeni olarak BDSM'nin tartışmasına geçmiştir. Bu tartışma BDSM ile ilgili davranışların süreklilik doğasını ortaya çıkardı. Daha sonra, BDSM ve fetişizm için cinsel yönelim temelli yaklaşımlar sunduk. Spesifik olarak, yazarlar gay erkek BDSM davranışının cinsel yaşamları ve BDSM'nin sembolik anlamındaki çeşitli (lezbiyen) feminist tepkileri ana hatlarıyla ortaya koymuştur.

Son olarak, girişte sunulan bilgilerin incelenen literatürle bağlantılı olarak araştırılması, BDSM ve onun ilgili davranışlarını medikal hale getirme girişimini gösterdik. Spesifik olarak, gözden geçirmenin bu bölümü, DSM'de BDSM'nin dahil edilmesine ilişkin argümanların yanı sıra, zihinsel bozukluklar listesinden BDSM ile ilişkili davranışların kaldırılmasına yönelik bir çağrıyı yinelemiştir. İncelememiz BDSM'yi incelemek için alternatif bir çerçeve tartışması ile sona erdi: BDSM'yi bir boş zaman etkinliği olarak anlamak. Böyle bir kavramsallaştırmanın olasılığını göz önüne alırsak, BDSM çalışmasına çok yönlü bir yaklaşımın argümanı en göze çarpan şekilde görülmektedir.

KAYNAKLAR

  • Alison, L., P. Santtila, N.K. Sandnabba, and Nordling, N. (2001). Sadomasochistically oriented behavior: Diversity in practice and meaning. Archives of Sexual Behavior, 30 (1), 1-12.
  • American Psychiatric Association. (1968). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (2nd ed.). Washington, DC: Author.
  • _____.  (1974).  Diagnostic and statistical manual of mental disorders (2nd ed., reprint). Washington, DC: Author.
  • _____.  (2000).  Diagnostic and statistical manual of mental disorders (4th ed., text revision). Washington, DC: Author.
  • Bauer, R.  (2008). Transgressive and transformative gendered sexual  practices: The case of the dyke/trans BDSM communities.  Women’s Studies Quarterly, 36 (3/4), 233-253.
  • Baumeister, R. (1988). Masochism as escape from self. Journal of Sex Research, 25 (1), 28-59.
  • Bayer, R.  (1987). Homosexuality and American psychiatry: The politics of diagnosis.  Princeton, NJ: Princeton University Press.
  • Bettinger, M. (2002). It's your hour: A guide to queer psychotherapy. New York: Alyson Books. Brodsky, J.I. (1993). The mineshaft: A retrospective ethnography. Journal of Homosexuality, 24 (3/4), 233-251.
  • Butts, A.M. (2007). ‘Signed, sealed, delivered...I’m yours’: Calibrating body ownership through the consensual mastery/slavery dynamic. Sexuality and Culture, 11, 62-76.
  • Chaline, E.R. (2010). The construction, maintenance, and evolution of gay SM sexualities and sexual identities: A preliminary description of gay SM sexual identity practices. Sexualities, 13 (3), 338-356.
  • Cross, P.A. and Matheson, K. (2006). Understanding sadomasochism: An empirical examination of four perspectives. Journal of Homosexuality, 50 (2/3), 133-166.
  • Freeman, E. (2008). Turn the beat around: Sadomasochism, temporality, history. differences: A Journal of Feminist Cultural Studies, 19 (1), 32-70.
  • Goode, E.  (2011).  Deviant behavior (9th ed.).   Prentice Hall:  Upper Saddle River, NJ.
  • Hopkins, P.D. (1997). Rethinking sadomasochism: Feminism, interpretation, and simulation. In A. Soble (Ed.), The philosophy of sex (pp. 116-141). Oxford: Rowman and Littlefield.
  • Kafka, M.P. (2010). The DSM diagnostic criteria for paraphilia not otherwise specified. Archives of Sexual Behavior, 39 (2), 373-376.
  • Kamel, G. W. L. (1983). The leather career:  On becoming a sadomasochist. In T.  Weinberg and G.W.L. Kamel (eds.), S and M: studies in sadomasochism (pp. 73-79).  Buffalo, NY:  Prometheus.
  • Kinsey, A.C., W.B. Pomeroy, Martin, C.E., and Gebhard, P.H. (1998). Sexual behavior in the human female. Bloomington: Indiana University Press.
  • Langdridge, D.  (2006).  Voices from the margins: Sadomasochism and sexual citizenship.  Citizenship Studies, 10 (4), 373-389.
  • Langdridge, D. and Butt, T. (2005). The erotic construction of power exchange. Journal of Constructionist Psychology, 18, 65-73.
  • Lawrence, A.A. and Love-Crowell, J.   (2008).  Psychotherapists’ experience with clients who engage in consensual sadomasochism:
 A qualitative study.  Journal of Sex & Marital Therapy, 34, 67-85.
  • Lenius, S. (2010). Life, leather and the  pursuit of happiness: Life, history and culture in the leather/BDSM/fetish community. Golden Valley, MN: Nelson Borhek Press. Moore, A.  (2009).  Rethinking gendered perversion and degeneration in visions of sadism and masochism, 1886-1930.  Journal of the History of Sexuality, 18 (1), 138-157.
  • Moser, C. and Levitt, E.E. (1987). An exploratory-descriptive study of a sadomasochistically oriented sample. Journal of Sex Research, 23 (3), 322337.
  • Newmahr, S. (2008). Becoming a sadomasochist: Integrating self and other in ethnographic analysis. Journal of Contemporary Ethnography, 37 (5), 619-643.
  • Nordling, N., N.K.
  • Sandnabba, S. Pella, and Alison, L. (2006). Differences and similarities between gay and straight individuals involved in the sadomasochistic subculture. Journal of Homosexuality, 50 (2/3), 41-57.
  • Rudy, K. (1999). Sex radical communities and the future of sexual ethics. Journal of Lesbian Studies, 3 (3), 133-142.
  • Sagarin, B.J., B. Cutler, N. Cutler, K.A. Lawler-Sagarin, and Matuszewich, L. (2009). Hormonal changes and couple bonding in consensual sadomasochistic activity. Archives of Sexual Behavior, 38, 186-200.
  • Sandnabba, N.K., P. Santtila, L. Alison and  Nordling, N.  (2002). Demographics,  sexual behaviour, family background  and abuse experiences of  practitioners of sadomasochistic sex:  A review of recent research.  Sexual  and Relationship Therapy, 17 (1),  39-55.
  • Sandnabba, N.K., P. Santtila, and Nordling, N. (1999). Sexual behavior and social adaptation among sadomasochistically-oriented males. Journal of Sex Research, 36, 273282.
  • Scorolli, C., S. Ghirlanda, M. Enquist, S. Zattoni, and Jannini, E.A. (2007). Relative prevalence of different fetishes. International Journal of Impotence Research, 19, 432-437.
  • Spengler, A.  (1977).  Manifest sadomasochism of males: Results of an empirical study.  Archives of Sexual Behavior, 6 (6), 441-456. Stear, N. (2009). Sadomasochism as makebelieve. Hypatia, 24 (2), 21-38.
  • Stockwell, F.M.J., D.J. Walker, and Eshleman, J.W. (2010). Measures of implicit and explicit attitudes toward mainstream and BDSM sexual terms using the IRAP and questionnaire with BDSM/fetish and student participants. The Psychological Record, 60, 307-324.
  • Suppe, F. (1984). Classifying sexual disorders: The diagnostic and statistical manual of the American Psychiatric Association. Journal of Homosexuality, 9 (4), 9-28.
  • Taylor, G.W. and Ussher, J. (2001). Making sense of S&M: A discourse analytic account. Sexualities, 4 (3), 293-314.
  • Weinberg, T.S. (1987). Sadomasochism in the United States: A review of recent sociological literature. Journal of Sex Research, 23 (1), 50-69.
  • Williams, D.J. (2006). Different (Painful!) strokes for different folks: A general overview of sexual sadomasochism (SM) and its diversity. Sexual Addiction & Compulsivity, 13, 333346.
  • Yost, M.R. (2010). Development and validation of the attitudes about sadomasochism scale. Journal of Sex Research, 47 (1), 79-91.
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

©2019 BDSM Turkey  |  Fetlife  |  Twitter  |  Instagram

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account